Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Dini Yazilar’ Category

Dünyayı sarsan ve sadece Amarikan halkının değil bütün dünyanın üzüntüsü haline gelen trajediden dolayı Amerikan halkına taziyetlerimi sunmak isterim. Allah, en kısa zamanda yaraları sarsın ve bizi şerlerden korusun.

Türkiye’den gelen bir telefonla faciayı öğrendiğim zaman, benim ilk tepkim, odamda bulunan arkadaşlara, biraz sonra manasını özetleyeceğim Kur’an ayetini okumak oldu. İslam hoşgörü dinidir; insanı en kıymetli varlık olarak kabul eder; ma’sum insanlara karşı yapılan tecavüz ve hücumları büyük günahlar arasında sayar. Nitekim bahsini ettiğimiz Kur’an ayeti bunu haykırmaktadır: ’Kim bir başka canı öldürmek veya yeryüzünde anarşi çıkarmak gibi bir suçu bulunmadan haksız yere bir cana kıyarsa, bütün insanlığı öldürmüş gibi olur. Kim bir canının kurtuluşuna vesile olursa, bütün insanlığı ihya etmiş gibi olur. Bizim peygamberlerimiz, onlara çok açık deliller getirdiler. Ancak bütün bunlardan sonra insanlardan çoğu yine yeryüzünde aşırıya gitmiş ve zulm etmişlerdir.’ (5: 32). Gerçek şu ki, müslüman ölüme değil, sadece hayata hizmet eder.

Bu hadise sebebiyle İslamın koyduğu iki temel hukuk prensibini asla unutmamalıyız: Birincisi: Kur’an’ın ’Bir suçlu bir başka suçlunun yükünü yüklenemez’ (6: 164). Yani bir cani yüzünden bir başka insan asla cezalandırılamaz. Hukukta cezalar ve suçlar şahsîdir. İkincisi ise, berâat-i zimmat esastır. Yani suçluluğu isbat edilinceye kadar kimse suçlanamaz. Delil olmadan kimseyi cezalandırmak adalet değildir. Aksi isbat edilmedikçe insanlar masum kabul edilirler.
(daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

“Gecenin sonunda olmazsa sabah
Bil ki ufukları tutmuştur günah”

İbadet, insanı terk etmez. Haramlar, insanla ibadetin arasına girer, keser yolu. Ve insan ibadeti göremez olur. O insan ibadete ulaşamaz. İstese de ulaşamaz.

Her haram havada dolaşan toz lekeleri gibidir. Nasıl ki lekeler lambanın camına yapışır da o ışık dışarı sızamazsa, kalp fanusu da böyledir. Haramlar kalp fanusunu karartır, insan ibadet etmek istemez. Çünkü kalpteki iman dışarı tesir edemez, dışarıdaki ilim de kalbe ulaşmaz. İşte insanla ibadetin uzak kalmasının sebebi budur.

Haramlarla ibadetin yan yana yürüdüğü görülmemiştir.

Hem haram işleyen hem ibadet eden insan İslam’ın hukukuna tecavüz ediyor demektir. Hem haram işleyip hem ibadet edenleri görenler; “İşte Müslümanlar böyle!” demektedirler. Allah, böyle kullarına hesap soracaktır: “Sen öyle hareket ettin ki, Müslümanlığı lekeledin!”
(daha&helliip;)

Read Full Post »

“Sonra gök yarılıp yağ gibi erimiş olarak kıpkırmızı bir gül olduğu zaman;” (Rahman 37)

“Sonra da gök bir yarıldı mı yani kıyamet kopmaya başlayıp gök dürülmek üzere çatladığı çatlayıp da bir gül olduğu, kıpkırmızı bir gül gibi kızarmış bir halde yağ gibi eridiği zaman.. şartiyyedir, cevabı mahzuftur. Yani şimdi tafsilatını anlayamayacağınız, beyana sığmaz ne dehşetler, ne inkılablar olacaktır.” (Elmalı Tefsiri Rahman, 37)

Bu görüntülerin Kur’an-ı Azimüşşan’ın Rahman suresi 37. ayetindeki ifadelere mutabık düşmesi; Kur’an’ın ALLAH (c.c.)’ın kelamı ve Hz.Muhammed (a.s.m)’ın en büyük mucizesi olduğunun apaçık bir delilidir.

Ezcümle, bu hadiseye iki cihetle bakılabilir :

Ya 1400 yıl evvel Hz.Muhammed (a.s.m)’ın büyük bir teleskopu vardı. Onunla baktı gördü ve bu parçalanmayı kırmızı güle benzeterek söyledi. Ki görmese sarı gül, yeşil elma veya başka şeylere benzeterek söyleyebilirdi.

Velev bu yarılma ve çatlama geçmişte değil de asrımızda olmuş olsa bile, kendinden 1400 yıl sonra olacak bir hadiseyi bu kadar teferruatı ile tarif etmek yine O zat (a.s.m)’ın bir mucizesidir.

Not: Görüntüdeki fotoğraflar Amerikan Uzay Araştırma Merkezi NASA’dan alınmıştır. NASA’nın son teknoloji ile yapılmış olan teleskoplarıyla Samanyolu sisteminden sonra evrenden elde etmiş olduğu görüntülerdir.

Read Full Post »

Mevâhib-i Ledünniye isimli kitaptan 99 adedi alınmıştır. Bu kitapta diğer 301 ismini bulabilirsiniz….

Abdullah: Allah (cc)’ ın kuluÂbid: Kulluk eden, ibadet eden

Âdil: Adaletli

Ahmed: En çok övülmiş, sevilmiş

Ahsen: En güzel

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Bu Pazar anneler günü. Bütün günlerimizi annemize ayırsak haklarıdır, ama bir günü bile annesine ayırmayı çok gören insanlar da az değildir.

Aslına bakılırsa anneyle evlat arasında sırlı iki kelime vardır. Birinci kelime şefkat, ikinci kelime saygıdır. Şefkat büyük bir hakikattir, saygı ise çok yüce bir haktır. Çocuk dünyaya gelir gelmez anne tarifi imkansız bir şefkat göstererek yavrusuna bakar, büyütür, yetiştirir, hayata hazırlar. Bu şefkat duygusu annede sürekli bulunur ve yaşar. Çocuk ne kadar büyürse büyüsün, ne kadar zengin olursa olsun, ne kadar yüksek makamlara gelirse gelsin, bu şefkat duygusu hiç azalmaz ve eksilmez.

Hayvanlarda da var olan ve yavrusuna karşı görülen şefkat duygusu sınırlı ve belli bir zamana bağlı olsa da, insanın çocuğuna olan şefkati hiç bitmez. Mesela civcivler yumurtadan çıkar çıkmaz, anne tavuk kendini unutacak derecede onların kursaklarını doyurur, görür gözetir, tehlikelerde korur kollar. Hatta bir atmaca veya bir köpek saldıracak olsa, başının kopmasına aldırmadan, kendi varlığını hiç düşünmeden aşırı bir şefkat göstererek onlara engel olmaya çalışır.
(daha&helliip;)

Read Full Post »

Takva , korkma, sakınma, Allah korkusuyla günahlardan korunmak demektir. Muttaki, takva üzere yaşayan mü’min demek olur.

Takvada ilk akla gelen, haramları terktir. Bunu, mekruhlardan sakınma takip eder. Mekruh, çirkin bulunan, hoş karşılanmayan fiil, söz ve hâllere denir. Bunların terk edilmeleri de takvadandır. Daha sonra şüpheliler karşımıza çıkar. Bunların da mekruhlar gibi haramla bir başka komşulukları vardır. Hakkında kesin bir hüküm olmayan işlerde, takvaya uygun olanı, haram olma ihtimalini gözeterek o fiilleri terk etmektir. Sonra mübah ve helâl olanlar gelir. Bunlardan yeteri kadar istifade edip israftan sakınmak da takvadandır.

Allah Resûlü (asm.) “Helâl belli, haram da bellidir. Fakat bu ikisinin arasında şüpheli şeyler vardır.” diye başlayan bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurur:“Nasıl bir çoban, koruluğun kenarında koyun otlattığında, koyunlarının her an koruluğa girme ihtimali varsa, şüpheli şeylerden korunmayanın da harama düşme ihtimali öylece vardır.”

Şüpheli, haramın en yakın komşusudur. O araziye girenin bir süre sonra haram sahasına düşmesi kuvvetle muhtemeldir. Şüpheliden sakınanlarla haram arasına bir tampon bölge girmiş oluyor.
(daha&helliip;)

Read Full Post »

Kâinat içinde cereyan eden, yüzlerce, binlerce kanun var. Ve bunların hepsi daha önceki bölümlerde bahsini ettiğimiz cin kanunu gibi cereyan etmekte. Bu açıdan da denebilir ki, cinlerin varlığı meselesinde şüphe yok.

Kur’an-ı Kerim’de Allah ‘Cinni, mâric ve nâr (ateş)’dan yarattık’ (Rahman, 55/15) diyor. Bu ifade foton ve partikülleri aklımıza getiriyor. Ama cinler ne foton ne de partikül; mâric ve nârdan yaratılmış, insan gibi mükellef, nimlatif (yarı nûrânî) varlıklardır… Bu türlü varlıkların olmaması için hiçbir sebep yok. Olmamasını iddia etmek, bir bakıma mükabere ve mantıksızca bir iddiadır.
(daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »