Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Kıssa’dan Hisse’ Category

Kurtlarvadisi Pusu, 3. bolumde  Ömer Baba ve Polat Alemdar arasinda gecen konusma

Read Full Post »

“Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum;

Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum.”

Necip Fazıl

Allah, ölüm anımızı gizli tutmuş ki her zaman ibadet edelim; ölüm bizi ibadet ederken yakalasın. Her şey ölüp ölüp dirilmektedir. Sonbaharda ölen ağaçlar, ilkbaharda aynen dirilir.

Aynı yapraklar, aynı meyveler, aynı dallar yine yeryüzüne çıkar. Nasıl ki bir elma ağacı sonbaharda ölüp kuru kemik gibi dalları kalıyorsa ve ilkbaharda aynen diriliyorsa, Müslümanlar da İslamiyet’i yaşarken ölür, İslamiyet’i yaşayarak dirilir… Bu şuna benzer; diyelim ki İstanbul’daki bir askerin, Kars’a tayini çıkıyor. Asker, kışlaya girer girmez, askerliğine kaldığı yerden devam eder. İnsan da nasıl yaşarsa öyle ölür, nasıl ölürse öyle dirilir.

Nasıl yaşadığımız çok önemli. Dört çeşit hayat şekli vardır: Ot gibi yaşamak; yani suya sabuna dokunmamak, koyun gibi yaşamak; yani canının istediğini yapmak, Müslüman’ca yaşamak; yani nefsimize değil, İslam’a tabi olmak, Müslüman olup da Müslüman gibi yaşamamak; yani teyp gibi yaşamak. Teypler sabaha kadar Kur’an okur, amma hiçbir teyp cennete gidemez.

Herkes yerini tayin etsin!..
(daha&helliip;)

Read Full Post »

Read Full Post »

Önce kendini düzelt

Ey oğul!

Önce kendi nefsine öğüt ver, kendi nefsim düzelt. Sonra da başkalarına öğüt ver, başkalarını düzeltmeye çalış. Sana önce kendi nefsinin özelliklerini, kendi nefsinin ne durumda olduğunu bilmen lazım. Kendinde ıslaha muhtaç bir hal var oldukça başkalarını düzeltmeye, başkalarına öğüt vermeye kalkışma. Eğer kendinde ıslaha muhtaç bir hal bulunduğu halde bunu bırakır da başkasının ıslahına kalkışırsan yazık sana!

Başkalarını nasıl ve hangi hallerde kurtarabileceğini bilirsin. Sen kendin kör isen, bir başkasının elinden tutup nasıl bir yere götürebilirsin? Gözleri görmeyen birisinin bir başkasının elinden tutup bir yere götürmesi mümkün olmadığı gibi, kendi nefsini ıslah etmemiş birisinin de başkalarını irşat edip Allah’a götürmesi mümkün değildir. Ancak kendi gözleri gören kişi başkalarını bir yerden bir yere götürebilir.

Denize düşen ve yüzme bilmeyen birisini ancak mahir yüzücü olan birisi kurtarabilir. Aynen bunun gibi, Allah’a insanları ancak Onu tanıyan birisi götürebilir. Allah’ı tanımayan kişiye gelince, Ona giden yolda bu kişi insanlara nasıl rehberlik edebilir ki?

Sana Allah’ın tasarrufundan bahsetme ihtiyacını duymuyorum. Sen Onu seversin, amellerini sırf Onun rızası için yaparsın. Asla Ondan başkası için yapmazsın. Ondan korkarsın, Ondan başkasından asla korkmazsın.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Read Full Post »


HEKİMOĞLU İSMAİL

Ne kış dedim ne bahar
İçtim sabaha kadar

Erken ağardı saçlar

Yılların günahı ne?

Ben şaşırdım yolumu

Yolların günahı ne?

Gayesi olmayan insan yoktur. Kimisinin gayesi ulvîdir, kimisinin gayesi süflîdir. Her insan kendisine şunu sormalıdır: “20 sene sonra ben ne olacağım?” İnsanın bir gayesi olacak ki, 20 sene sonra o gayeye ulaşsın…

“Ben zengin olacağım”, “Ben falan sanatta usta olacağım”, “Ben İslam alimi olacağım”… Bunlar insanların gayesi olabilir.

Gaye yokuşun başında bir noktadır. O noktaya ulaşmak için, o yokuşu tırmanmak gerekir. Tahsil yapmayan, sanat öğrenmeyen, bir konuda uzmanlaşmayanın hayatı zor olur. Öyleyse öncelikli gayemiz şu olmalıdır: “Şu dünyada kimseye muhtaç olmadan nasıl yaşayabilirim?” Bu problemi hallettikten sonra, “Kendim için, ailem için, akrabalarım için ne yapabilirim?” Bu sorulara cevap buldukça hayat güzelleşir. İnsanı koşturan hedefidir, gayesidir. Gayesi olmayanların hayatı sönük geçer. Ulvî bir gaye, insanı yüceltir. Bir karar vermek, insanı bir menzile götürüyor!.. Seçme hakkı bizde!..
(daha&helliip;)

Read Full Post »